ATA TESBİH & ANTİKA KİMDİR?


ATA Tesbih & Antika firması olarak Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine ait;
👉 Antika - Gümüş - Altın
👉 Kağıt ve Madeni Paralar
👉 Kehribar ve Tesbihler
👉 El Yazması Hat ve Kitaplar
👉 Nişan - Madalya ve Beraatlar
👉 Kılıç - Kama - Tüfek ve Piştovlar
👉 Cep ve Kol Saatleri
ALIM ve SATIM yapmaktadır.

TESBİH’İN KISA TARİHÇESİ

İnsanlık tarihinde ipe dizilmiş dua taneleri veya boncuklara ibadet aracı olarak kullanılmadan çok önce de çeşitli anlamlar yüklenmiştir. Yaşanılan dönemin koşullarına göre avda şans getirmesi, savaşta düşmandan koruması, zaman zaman hastalıklardan korunmak için muska ya da nazarlık niyetiyle kullanıldığı bilinmektedir. Ancak dua tanelerinin en kalıcı şekilde insan hayatına girişi din aracılığıyla olmuştur. Ortaya çıkması ve yaygınlaşması konusunda farklı kaynaklarda muhtelif bilgiler yer alsa da ilk dua tanelerinin Budizm ve Hinduizm inancında kullanıldığı genel kabul görmektedir. Papa V. Pius’un 1596 da yazdığı yazısında ise tesbihin Müslümanlardan alındığını rivayetle Dominikus’un 1221 yılında Avrupa’ya dua tanelerini getirdiğini kaydetmiştir. Dua tanelerinin kullanımı Hindistan’dan Doğu ve Ortadoğu’ya sonrasında da Avrupa’ya yayılmıştır. Yayılım sürecinde de bulunduğu coğrafyanın dinlerinde dua ve dualar arası bölümleri saymak amacıyla kullanılmıştır. İslamiyet’in ilk yıllarında Müslümanlar Tesbih yerine el içinde parmaklarını sayarken Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hurma çekirdeği veya çakıl taşlarını sayma aracı olarak kullandığı rivayet edilmektedir. Bir Peygamber Sünneti olarak Namazlardan sonra ‘Suphanallah, Elhamdülillah ve Allahuekber’ kelimelerinin 33`er defa tekrar edilmesiyle yapılan Allah’ı zikretme ve anma eyleminin Arapça Lügat karşılığı “Tesbih” kelimesidir. Bu ibadeti yaparken iplere dizilen bu dua tanelerine de “Tespih” denilmeye başlanmıştır. Yeri gelmişken çokça merak edilen Tesbih mi? Yoksa Tespih mi? sorusunun cevabını da vermekte fayda vardır. Bu soruya, Tesbih Sanatına çok büyük fayda sağlamış olan Necip Sarıcı’nın Dua Taneleri kitabında çok net bir şekilde; Yaradan’ın mutlak büyüklüğünü ifade edebilmek için söylenilen ve “Cenab-ı Hak zatında, sıfatında ve efalinde bütün kusurlardan ve noksanlıklardan münezzehtir” anlamına gelen “Sübhanallah” kelimesi Tesbih’in aslıdır denilmektedir. Buradan hareketle görülmektedir ki kelimenin kökü “Sübha” dır, hafizanallah “Süpha” değildir. Dil öğrenen ve öğretenler, özellikle Arapça ve Kur’an Dilini öğrenen ve öğretenler çok iyi bilirler ki bir harf değişikliği çok ciddi anlam kaymalarına sebep olabilir. Hasılı doğru olan şekli “Tesbih” tir. Türk İslam geleneğinde Tespih farklı malzeme ve ölçülerde yapılmakla birlikte tane sayısı İslami gelenekte 33, 66, 99, 500 ve 1000 taneden oluşabilmektedir. Tane sayısı Uzak Doğu İnançlarında 100 veya 500, Katoliklerde 64, Ortodokslarda ise 15 veya 18 olabilmektedir. Tespihin Türkler tarafından sanatsal olarak kullanılması tesbihe ciddi bir değer ve anlam katmıştır. Arşiv kaynaklarına göre bu sanatsal katkının başlangıcı 16. Asrın sonlarına denk gelmektedir ki bu zamandan sonra İstanbul’dan tüm Müslüman coğrafyaya usta işi Tesbihler gitmiştir. Türk Tesbih sanatının gelişmesiyle birlikte Tesbih’te sınıflandırmalar olmuştur. Bunların başlıcaları; Padişah Tesbihleri, Vüzera (Vezirler)Tesbihleri, Vükela (Millet Vekili vb) Tesbihleri, Zengin Tesbihleri, Zenne (Kadın) Tesbihleri, Fukara Tesbihleri, Tekke ve Dergâh tesbihleridir. Sanatsal olarak ustalık isteyen Tesbihin habbe (tane) yapımında genellikle küre, beyzi, şalgami, tekerlek, kapsül, fasetalı (çok yüzlü) kesimleri kullanılmaktadır. Ölçü olarak ise günlük kullanım genellikle 5-12 mm çap aralığındadır. Ancak özel istek ve koleksiyonluk ölçüler farklılık gösterebilir. Bununla birlikte Zenne boy denilen hanımların kullandığı tesbihler ise genelde küçük ölçülerde olmaktadır. Tam bir Tesbih; imame, habbe (tane), durak ve püskül (kamçı) bölümlerinden oluşur. Bununla birlikte yapılan tesbihin ustası ve yapım şekline göre düğümlük, ara tane, tepelik ve çivi bölümleri de olabilir. Tesbihin yapıldığı malzemeler konusuna geldiğimizde ise; Değerli ve yarı değerli maden ve taşlar: Zümrüt, Yakut, Elmas, Altın, Gümüş, Necef, Akik, Safir, İnci, Mercan vb. Hayvansal malzemeler: Fildişi, Mamut, Boynuz çeşitleri, Bağa (Kaplumbağa kabuğu), Deve Kemiği vb. Ağaçlar: Kuka, Pelesenk, Öd, Yılan, Kral, Tarçın, Abanoz vb. Fosil Grubu: Kehribar ve Oltu Yapay Grup: Sıkma Kehribar, Plexiglass (Uçak camı), Katalin

İLETİŞİM TEL

0 541 440 01 44